HOSGELDİNİZ www.vahapkarabina.com HOSGELDİNİZ

Fatih Akın ve İstanbul Hatırası

Fatih Akın’ın İstanbul Hatırası belgeseli,müzikal bir masal kıvamında… Ancak gerçekliği tam sığdıramayacak kadar kısa ve yansıtamayacak kadar kurgusal bir masal. Batının oryantalist bakış açısını yerel motiflerle eritip çok sesli,çok kültürlü çok gürültülü bir ahenkte İstanbul’da buluşturmuş, Fatih Akın. Biraz da zorlama bir kozmopolit vurgu var,adına İstanbul mozaiği denen, kulaklarda yankılanan bin bir çeşit rengin, ışık ışık senfonisinde. Ancak gözlerini kapayıp huzurluca İstanbul’u dinleyen şairden günümüze çok şey değişti. En çok da İstanbul. Yönetmen sanatsal bir içgüdüyle olsa gerek filminde bardağın dolu tarafını göstermiş. Ya bardağın bir canavar gibi büyüyen ‘boşluğu’na ne demeli… Ya gerçek hayat, dışarıyı mesken tutmuş hoyrat iklim. Hayat filmin bittiği yerde başlıyor…


İstanbul... Bana göre başka bir ülke,kendi içinde üreten ve tüketen, Türkiye Cumhuriyetini de dışarıdan yönlendiren! İstanbul...Karmaşa imparatorluğunun başkenti...Tüm insani değerlerin sıfırlandığı,her şeyin parayla alınıp satıldığı,metalaştığı (commodification) bir iç ülke orası. Karınlarını doyurma karşılığında hayvanca bir yaşama layık görülmüş, her şeyleri ellerinden alınmış zavallı insancıkların ülkesi... Yada Arabın yağı misali kolay parayı Reina'ya, Laila'ya harcayan özürlü bir 'tiki' kültürün zavallı insancıklarının ülkesi... Erkeklerinin kas'a, kadınlarının et'e indirgendiği, herkesin birbirini sattığı,ıskonto edilmiş bakiye hayatların market ülkesi... Eklemlendiği Türkiye'nin tarihi ve sosyal benliğini kemirenlerin,çıktığı yeri beğenmeyenlerin ülkesi...Prematüre doğmuş kapitalist& arabesk bir vahşiliğin ülkesi...

İstanbul,Türkiye'ye dayatılan soysuz, kişiliksiz bir zenginleşme modelidir. Önce gecekondular çoğalır ucuz iş gücünün cennetinde,sonra plazalar kara paranın mabedinde. Orada bildiğimiz anlamda TC devleti yok,kuralları yok. Sadece mutasyona uğramış uzantıları,sahtekar bürokrasi ve kahraman mafya&medya...Sosyal devletin kurumlarıyla olmadığı,sosyal adalet ve refahı sağlayamadığı yerde imdada minimal cemaat ilişkileri,hemşehri dernekleri,dinsel inayet mekanizmaları devreye girer.Alın size bütünden umudu kesmiş insanların,serbest piyasanın hızarındaki son çığlığı:Mozaik




Turisti taciz edecek kadar misafirperver, kapkaç yapacak kadar sıcak kanlı, denize işeyecek kadar tez canlı, bir mayıslarda Taksim Meydanındaki çiçekleri yolacak kadar sevgi dolu, izbelerde dilberler pazarlayacak kadar girişimci , bilimi hor görecek kadar kendinden emin, dolandırıcı, hırsız,kaçakçı,ahlak yoksunu,doğa düşmanı bir mozaik ,İstanbul'un vaat ettiği insanlık dışı zenginleşme modeli.Nefretin, kalleşliğin, bencilliğin,acımasızlığın bileşkesi belgeseldeki mozaik.Bana İstanbul'da bir tek değer gösterin övünç kaynağı bu dayatılan mozaiğin ürettiği?

Sorunlar İstanbul’a özgü değil. Sorun çaresi bulunamayan bir virüs belki de. İstanbul’u kollarına alan ve kıvrandıran. Madem Fatih Akın’ın filminden bahsettik onun hatırlattığı bir yaşam hikayesi anlatayım mozaik kültürün başka marifetlerini görün

Almanya geçenlerde bir göç ülkesi olduğunu açıkladı. Dominant güç hala ev sahipleri olmasına karşın 1940’lar Almanya’sından bu yana çok şeyler değiştiği apaçık görülüyor. Özellikle dünya savaşı sonrası girişilen sanayi atağı ve beraberinde işgücü gereksinimi, ülkemizin de aralarında bulunduğu birçok az gelişmiş bölgeden yoğun emek göçünün nihai durağını Almanya yaptı. Benzer şekilde İstanbul da iş arayanlar için cazibeli görünümünden bir şey kaybetmemişti. Doğduğu toprakları doymak için terk eden gurbetçilerin aşağı yukarı aynı kaygıları besleyerek çıktığı yol çoğunlukla tekrar memleketlerine geri dönmedi. Yeni vatan kimilerine Almanya oldu kimilerine İstanbul…


Bir genç kız…Türk, Müslüman… Kredi kartı borcunu ödeyememiş. Faizi alıp başını gidiyor. İş yok,ara ki bulasın. Ailesiyle çoktan ipleri koparmış zaten. Önce borç istediği sözde dostlardan umudu kesiyor sonra hayattan umudunu… Gurbetten başka sığınağı kalmamış,sığınak onu kabul etse de etmese de. Gözünde artık ne doğduğu topraklar var ne de onu aforoz eden kültürel, ahlaki değerler. Derken Almanya İş ve İşçi Bulma Kurumu’nun gurbetçiye yegane önerisi olan geneleve kıyasla daha doyurucu bir uğraş buluyor. Son çare porno… Arkasında bir eser bırakmanın huzuru, 250 Euro için…Hayat şartları acımasız. Demiştim ya erkekleri kasa,kadınları ete indirgeyen bir zihniyet bu.


Sistem elbet ödüllendiriyor bu fedakarlıklarını onca sanatsal icraattan sonra.Son bir film daha çeviriyor sandviç rolünde. Ancak bu sefer ki yönetmen daha işinin ehli: Fatih Akın…’Duvara Karşı’ haykırıyorlar sitemlerini, ‘otorite’nin alkışları arasında. Sistem ayağını kaydırıp yatağa düşürdüğü masum genç kızı, elinden tutup sinema yıldızı olarak lanse ediyor, ben her şeye muktedirim dercesine.

Bir genç kız var demiştim ya… Mozaik puzzle’ın Almanya idolü oluyor, çevresi için başarı timsali artık. Boy boy resimler,uzayıp giden röportajlar. Örnek insan, örnek sanatçı,örnek gurbetçi…Koltuğunun arasında ‘Altın Ayı’sı eski vatanını ziyarete geliyor, Limuzinde dudak dudağa sarışın bir yarmayla poz veriyor ulu medyaya. Türkçe’yi unutmuş kime ne, boynunda ‘┼’aşıyor özgürlüğünü ve cebindeki t€k manevi dayanağı, kredi kartı borcunu ödeyebiliyor artık Sibel Kekilli’nin…

Almanya mozaiğinin kültürel zenginliği kimine acı geliyor kimine tatlı. Ancak kazanan hep masum genç kızları kandıran kötü adamların sistemi oluyor, tıpkı İstanbul’daki gibi…
V. Kubilay Karabina


www.vahapkarabina.com

Google